KBB-Forum 2021 , Cilt 20 , Sayı 2

BİRİNCİ BASAMAK TEDAVİ HİZMETLERİNDE AKUT BAKTERİYEL TONSİLİT VE VİRAL ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU TANI VE TEDAVİ ÖLÇÜTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Dr. Mustafa Cenk ECEVİT1, Dr. Nuran ÖZÇİFTÇİ1, Dr. Ece MERSİN1, Dr. Sebla KIBRIS1, Dr. Gül Fadime SALMAN1, Dr. Duygu ATALI1
1Dokuz Eylül Üniversitesi, KBB AD, İzmir, Türkiye

Özet

Amaç: Bu çalışmada temel sağlık hizmetleri yürütmekte olan hekimlerin akut bakteriyel tonsillit (ABT) ve viral üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) değerlendirme ölçütlerine günlük uygulamalarında ne oranda önemli olduğu belirlenmesi amaçlandı.

Gereçler ve Yöntem: Bu çalışma yüz yüze anket yöntemi ile Nisan 2010-Mayıs 2010 tarihleri arasında yapıldı. Önceden belirlenen ABT patogenez, tanı ve tedavi ölçütleri ile ilgili soruları 1-5 arasında derecelendirilerek yanıtlamaları istendi. Ayrıca Hekimlerin demografik ve lisans eğitim bilgileri, günlük gördükleri hasta sayısı, ABT viral ÜSYE tanısı konan hasta sayısı ve aile hekimi olup olmadıkları sorgulandı.

Bulgular: Çalışma sırasında il merkezinde 21 Aile Sağlık merkezi veya Toplum Sağlık Merkezinde 91 Hekim ziyareti gerçekleştirildi. Anketi yanıtlamayı 66 hekim kabul etti. Anketi yanıtlayanların cinsiyet dağılımı % 62,1 erkek, % 37,9 kadın, yaş ortalaması 45,97±5,1 yıl olarak saptandı. Hekimlik süresi 21,26±5 yıl, % 52,2 aile hekimi ve % 47,8 pratisyen olduğu saptandı. Tanı koymada öykü (% 69,7) ve kültür (%86,4) en çok önem veirlen tanı ölçütü olduğu ifade edildi. Antibiyotiklerden, Amox-clu (%87,9), peroral penislin (%69,7) ve parenteral pensilin (%42,4) oranında tercih edildiği saptandı.

Sonuçlar: Ziyaret edilen hekimlerin % 72,5' i anketi yanıtlamayı kabul etti. Yapılan anket sonucunda Temel sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan Pratisyen ve Aile Hekimlerinin Akut bakteriyel tonsillit ve viral ÜSYE değerlendirme ölçütlerinin çoğunlukla güncel rehberlerle uyumlu olduğu saptandı. Ancak Centor Skorlaması tanı ölçütlerinin tam olarak benimsenmediği hatta çok az oranda tam olarak benimsendiği saptandı. Mezuniyet sonrası eğitim kapsamında akut tonsillit ve viral ÜSYE tanı ve tedavi eğitimlerinin yer almasının yararlı olacağı düşünüldü.

Giriş

Birinci basamak tedavi hizmetlerine başvuran hastalar arasında viral üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) 15 yaş altı hastalarda en sık konulan tanıdır [1]. Yetişkin hastalarda A grubu beta hemolitik Streptokok (AGBHS) yetişkin hastaların ancak % 10'unda etken olduğu bildirilmektedir. Öykü ve klinik bulgulara dayanılarak tanı konulduktan sonra tedaviden amaçlanan, aniden ortaya çıkan yakınmaların azaltılması, romatizmal ateş ve süpüratif komplikasyonların engellenmesi ve hastalığın yayılmasının azaltılmasıdır. Tanı ve tedavi arasında geçen zamanın yakınmaların azaltılması veya süpüratif komplikasyonların görülme oranlarını değiştirmediği bildirilmektedir [2]. Ayrıca tanı sonrası bir kaç gün geçmesinin hastalık yayılma ve romatizmal ateş görülme oranları üzerine etkisinin de olmadığı bildirilmektedir [3]. Yetişkin ve çocuklarda akut farenjit tedavisinde gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak için Centor Skorlaması kullanılmaktadır. Bu skorlama sistemi yüksek geçerlilik oranlarına sahiptir [4]. Skorlamanın 3 ve üzerinde olduğunda antibiyotik verilmesi gerekmekle beraber kültüre dayalı bakteriyel etiyoloji oranı % 50'den fazla oranda gerçekleşmediği bildirilmektedir [5]. Mezuniyet sonrası eğitim eksikliği akut tonsillofarenjit tedavisinde daha fazla oranlarda antibiyotik reçetelendirmesine yol açtığı bildirilmektedir [6]. Bu bulguyu destekler nitelikte bir diğer veri ise 2002 yılında ilaç pazar payında en yüksek oran, % 18,1 ile antibiyotiklere aittir [6]. Ülke genelindeki tüm hastaların yaklaşık % 44'ü sağlık sorunları için birinci basamak hekimlerine başvurmaktadır [7]. Dolayısıyla birinci basamak hekimlerinin günce rehberler hakkındaki farkındalığının belirlenmesi mezuniyet sonrası eğitimin planlanması konusunda katkıda bulunacaktır.

Bu çalışmada temel sağlık hizmetleri yürütmekte olan hekimlerin hangi ölçütlerle akut tonsillofarenjit tanı ve tedavisini yürüttüğünün ve güncel skorlama sistemi ile uyumunun ortaya konulması amaçlandı.

Yöntem ve Gereçler

Bu çalışma 2009-2010 öğretim yılında 1 yarıyılı kapsayacak şekilde Özel Çalışma Modülü kapsamında proje olarak planlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 2 öğrencileri arasından 5 kişi bu çalışmada yer almaya istekli oldu. Ön çalışmada, öğrenciler konu hakkında bilgilendirildi ve literatür taraması ile birlikte anket formu oluşturuldu ve çalışma planı yapıldı.

Çalışma hekimler ile yüz yüze anket yapılması ve elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi süreci Helsinki Deklerasyonu Prensipleri'ne uygun olarak gerçekleştirildi. Ankete katılanların sözlü onamı sonrasında kişisel kimlik bilgileri saklı kalacak şekilde anket yanıtları kaydedildi.

Bu çalışma yüz yüze anket yöntemi ile Nisan 2010-Mayıs 2010 tarihleri arasında yapıldı. Ankete katılmayı kabul eden hekimlerin, önceden belirlenen Akut tonsillofarenjit tanı, fizyopatoloji, antibiyotik ve yardımcı ilaç tercihleri hakkındaki sorulara 1-5 arasında derecelendirilerek yanıtlamaları istendi. Bu bölüme ait sorular Modifiye Centor Skorları kullanılarak oluşturuldu [4]. Ayrıca Hekimlerin yaş, cinsiyet, çalışma yılı, mezun olunan üniversite, günlük gördükleri hasta sayısı, akut tonsillofarenjit tanısı konan hasta sayısı ve aile hekimim olup olmadıkları sorgulandı. Yanıtlar 3 bilgim yok, 1 ve 2 önemsiz 4-5 ise önemli olarak gruplandı. Her bir grup soruda en yüksek yüzdeyi alan üç yanıt önemli olarak kabul edildi. Her beş anket formundan biri rastgele seçilerek sorumlu öğretim üyesi tarafından telefonla aranarak anketin yapıldığı doğrulandı.

Bulgular

Bu amaçla büyükşehir merkezine bağlı toplam 7 ilçede yer alan 21 ASM deki 91 hekimle görüşüldü, 66 hekime ankete yanıt vermeyi kabul etti.

Anketi yanıtlayanların cinsiyet dağılımı, % 62,1 (41) erkek, % 37,9 (25) kadın, yaş dağılımı 45,97±5,1 (30-60) olarak saptandı. Hekimlik süresi 21,26±5 (6-35) yıl, % 39,4 (26) aile hekimi ve % 60,6 (40) pratisyen olduğu saptandı. Günlük ortalama bakılan ortalama hasta sayısı 60,1±20,9 ve kişisel beyana dayalı olarak günlük akut tonsillit ve viral ÜSYE tanısı alan hasta sayısı sırasıyla ortalama 4,14±5,79 (0-40) ve 8,65±6,2 (2-40) olarak saptandı. Anket sorularına yanıtların dağılımı Şekil 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7" de verilmektedir. Ankete yanıt veren hekimlerin modifiye Centor Skorlaması"na dayalı olarak tanı ölçütlerine tam olarak önemli bulma oranı % 10,6 (13) olarak saptandı. Ankete katılan merkezlerde hızlı antijen test olanağı bulunmuyordu.

Her bir sorunun Aile Hekimim ve partisyenlere göre dağılımları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamsızdı (p>0,05).

Şekil 1: "Aşağıdaki belirtilerin, akut bakteriyel tonsillit tanısı koyma aşamasında kararınızı etkileme derecesi nedir?" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 2: "Aşağıdaki muayene bulgularını akut bakteriyel tonsillit tanısı koymanızdaki katkılarını puanlayınız" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 3: "Akut bakteriyel tonsilite neden olan bakterilerin ne derece etkili olduğunu düşüyorsunuz?" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 4: "Akut bakteriyel tonsilit tedavisinde kullanılan ilaçları tercih etme sıranıza göre puanlayınız" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 5: "Akut tonsilit ek tedavi için aşağıdakilerden hangilerini kullanmayı tercih edersiniz?" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 6: "Aşağıdaki muayene bulgularını viral ÜSYE tanısı koymanızdaki katkılarını puanlayınız" sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Şekil 7: "Akut bakteriyel tonsilit ile viral ÜSYE'nin ayırıcı tanısında kullanılan yöntemleri yarar bakımından puanlayınız." sorusunun yanıtlarının dağılımı.

Tartışma

İzmir'de gerçekleştirilen ankette, birinci basamak sağlık hizmetlerini sunan hekimlerin Centor Skorlamanın (CS) tüm ölçütlerini tam olarak önem verme oranı % 10,6 olarak gerçekleşmiştir. Yani ankete katılan her 10 hekimden birinin, söz konusu skorlama sistemi hakkındaki sahip olması gereken bilgi düzeyi bakımından eksiksizdi. Hekimlerin viral üst solunum yolu ve akut bakteriyel hastalık tanı ölçütlerinin yüksek oranda benimsediklerini ortaya koymaktadır. Tüm bulgular incelendiğinde ateş, tonsilde beyaz eksuda görülmesi ve boyunda ağrılı şişlik yakınmasının ana belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Bu üç bulgu için önemli olma durumu sırası ile % 83, % 88,5 ve %71,3 olarak saptandı. Ancak hastalığın ayırıcı tanısı için tüm ölçütlere aynı oranda önem verme düzeyi düşük olarak tespit edildi.

CS bakteriyel enfeksiyon gösteren ve göstermeyen hasta özelinde tam ayırt edici özellik göstermediği belirtilmektedir [5]. Öte yandan CS'nin geçerliliğini test eden pek çok yönteme bağlı olarak duyarlılığı da % 55 ile % 100 arasında değişmektedir. Grup AGBHS tanısının konulması yine yönteme bağlı olarak % 35-55 arasında değişmektedir [8]. Buna rağmen ulusal ölçekte rehberin olmasının hastalık tanı ve tedavi protokollerinin ülke genelinde bulunmasının gerekli olduğu ifade edilmektedir. Ulusal ölçekte uygulamaya yön veren bir protokol var ise, protokolün ne oranda geçerli olduğu ortaya konulabilir. Bu geçerliliği tanımlayabilmek için ise, tanı süreçlerinde mutlaka mikrobiyolojik kanıtların de yer alması gerektiği bildirilmektedir [9]. Çalışmamızda da CS'nin geçerliliği ve güvenirliği test edilmedi. Bu anketin birinci basamak sağlık hizmeti yürütmekten sorumlu hekimlerin farkındalığını ölçmek hedeflendi. Ayrıca hasta bazlı verilen kararların geçerliliği test edilmediği için bu bulgunun hekimlik uygulamasının kalitesi hakkında bir tahmin yürütülmesi için uygun olmayacağı düşünülmektedir.

Bugüne kadar yapılan yayınlara ait sistematik derlemelerin toplandığı veri tabanına göre CS dışı değerlendirmeler arası kıyaslama yapma olanağı olmadığı belirtilmektedir. Öte yandan üst solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımının belirgin bir yararının olmadığı da belirtilmektedir. CS dışında kullanılan ölçütlerin yalın hekim tanı verisine dayandığı belirtilmektedir [10]. Akut üst solunum yolları enfeksiyonları sırasında sıklıkla görülen boğaz ağrısı yakınmasını azaltmaya yönelik sistemik kortikosteroid kullanılması önerilmektedir. Düşük doz tek kortikosteroid uygulamasının, boğaz ağrısı olan hastalarda ciddi advers etkilerde artış olmadan ağrıyı hafifletebileceği belirtilmektedir. Ancak bu derlemeye dahil edilen çalışmalarda, yineleyen akut boğaz ağrısı ataklarında kümülatif dozların potansiyel risklerini değerlendirmediği de ortaya konmaktadır [11]. Dolayısı ile tanı için belli bir sistematiğin kullanılmasının yararlı olacağı düşünülebilir. Gelecekte ülkemizde bu yönde yapılacak çalışmaların CS kullanması, elde edilen sonuçların genellemesini kolaylaştıracaktır.

CS sisteminde özellikle skorun 3 de kalması durumunda ayırım tanı için hızlı antijen testi uygulanması yararlı ve daha kesin sonuçlar vermektedir [12]. Ancak ankete katılan hekimler bu tür olanaklarının olmadığı ifade etmişlerdir. Gelecekte hızlı antijen testinin uygulamaya katkılarını inceleyen çalıma planlanmasının yararlı olacağı düşünüldü.

Çalışmamızda penislin kullanımı parenteral ve oral kullanımının önemli olma durumu sırasıyla % 42,4 ve % 69,7 olarak ortay konulmuştur. AGBHS tedavisinde oral veya parenteral penisilin etkindir. Ancak günümüzde antibiyotik dışı tedaviler ve diğer antibiyotiklerin kullanımının sağlayabileceği yararlar tartışılmaktadır. Buna göre tonsillektominin kontraendike olduğu çocuklarda klindamisin ve amoksisilin+kluvonat kullanımın uzun dönemde atak sıklığını azalttığı ifade edilmektedir. [13]. Gerçekleştirilmiş bir sistematik derlemede penisilinlerin ilk tercih olarak yerini koruduğu belirtilmektedir. Ancak hafif olgularda düşük doz kısa süre kortikosteroidlerin kullanılabileceği de belirtilmektedir [14].

Ankete katılan hekimler arasında ABT için en önemli bakteri Streptococcus pyogenes % 90,9 oranında önemli olarak tanımlanmıştır. Ancak ikinci sırada öneme %43,9 oranında Haemophilus influenzae olduğu ifade edilmiştir. Yapılan çalışmalarda ABT mikrobiyolojisinde farklılaşmanın olmadığı yönünde bilgilendirmeler bulunmaktadır [15]. Ancak rekürent tonsillit nedeniyle opere edilen hastaların tonsil içinden alınan kültürlerde farklı üremelerin olduğu da bildirilmektedir [16].

Tıp eğitiminde eski geleneksel öğretim yöntemleri ile probleme dayalı eğitim yöntemleri arasında kıyaslama yapılmaktadır. Buna göre probleme dayalı eğitim içeriği daha etkin sonuçlar vermektedir. Bu tür klinik durumun kontrollü ortamda simüle edildiği eğitim süreçlerinin gelecekteki uygulama anında daha çok kullanılan bilgi edinme sürecini geliştirdiği belirtilmektedir [17]. Takım halinde alınan eğitimin ise sunum bazlı eğitme göre daha etkin olduğu Çin'den yapılan meta-analize göre rotaya konulmuştur [18]. Gelecekte mezuniyet sonrası konularda eğitim planlanırken güncel tıp eğitiminin geldiği düzey ve içeriğin dikkate alınmasında yarar bulunmaktadır. Bu bilgiler ile beraber değerlendirildiğinde ankete katılan hekimlerin klindamisini % 84,8 oranında önemsiz olarak nitelendirdiğinin gerekçelerinin tartışılmasında ve ileri araştırmalar gerçekleştirilmesinde yarar bulunmaktadır.

Sonuç

Ziyaret edilen hekimlerin % 72,5' i anketi yanıtlamayı kabul etti. Yapılan anket sonucunda Temel sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan Pratisyen ve Aile Hekimlerinin Akut bakteriyel tonsillit ve viral ÜSYE değerlendirme ölçütlerinin çoğunlukla güncel rehberlerle uyumlu olduğu saptandı. Ancak Centor Skorlaması tanı ölçütlerinin tam olarak benimsenmediği hatta çok az oranda tam olarak benimsendiği saptandı. Mezuniyet sonrası eğitim kapsamında akut tonsillit ve viral ÜSYE tanı ve tedavi eğitimlerinin yer almasının yararlı olacağı düşünüldü.

Kaynaklar

1) http://www.tuik.gov.tr/Kitap.do?metod=KitapDetay&KT_ID=1&KITAP_ID=223 (01 Kasım 2019)

2) Cooper RJ, Hoffman JR, Bartlett JG, Besser RE, Gonzales R, Hickner JM, et al. American Academy of Family Physicians; American College of Physicians-American Society of Internal Medicine; Centers for Disease Control. Principles of appropriate antibiotic use for acute pharyngitis in adults: background. Ann Intern Med 2001;134:509-17. [ Özet ]

3) Dajani A, Taubert K, Ferrieri P, Peter G, Shulman S, and the Committee on Rheumatic Fever, Endocarditis, and Kawasaki Disease of the Council on Cardiovascular Disease in the Young, American Heart Association. Treatment of acute streptococcal pharyngitis and prevention of rheumatic fever: a statement for health professionals. Pediatrics 1995;96:758-764. [ Özet ]

4) McIsaac WJ, Kellner JD, Aufricht P, Vanjaka A, Low DE. Empirical validation of guidelines for the management of pharyngitis in children and adults. JAMA 2004;291:1587-95. [ Özet ]

5) Aalbers J, O'Brien KK, Chan WS, Falk GA, Teljeur C, Dimitrov BD, et al. Predicting streptococcal pharyngitis in adults in primary care: a systematic review of the diagnostic accuracy of symptoms and signs and validation of the Centor score. BMC Med 2011;1;9:67. [ Özet ]

6) Canlı H, Saatci E, Bozdemir N, Akpinar E, Kiroglu M. The antibiotic prescribing behaviourof physicians for acute tonsillopharyngitis in primary care. Ethiop Med J 2006;44:139-43. [ Özet ]

7) http://www.ieis.org.tr/YAYINLAR/brosur/2003.pdf

8) Banerjee S, Ford C. Clinical Decision Rules and Strategies for the Diagnosis of Group A Streptococcal Infection: A Review of Clinical Utility and Guidelines [Internet]. Ottawa (ON): Canadian Agency for Drugs and Technologies in Health; 2018 May 23. Available from http://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK532209/

9) Regoli M, Chiappini E, Bonsignori F, Galli L, de Martino M. Update on the management of acute pharyngitis in children. Ital J Pediatr. 2011;31;37:10. [ Özet ]

10) Centre for Clinical Practice at NICE (UK). Respiratory Tract Infections -Antibiotic Prescribing: Prescribing of Antibiotics for Self-Limiting Respiratory Tract Infections in Adults and Children in Primary Care. London: NationalInstitute for Health and Clinical Excellence (UK); 2008 Jul. PubMed [ Özet ]

11) Sadeghirad B, Siemieniuk RAC, Brignardello-Petersen R, Papola D, Lytvyn L,Vandvik PO, et al. Corticosteroids for treatment of sore throat: systematic review and meta-analysis of randomised trials. BMJ. 2017;358:j3887. [ Özet ]

12) Hızlı Ö, Sivrikaya C, Ulusoy H, Sarısoy ZA, Sarısoy AB, Yıldırım G, et al. Akut tonsillit hastalarında hızlı antijen tarama testi sonuçları ile laboratuvar bulgularının karşılaştırılması. Ortadoğu Tıp Dergisi 2018;10;89-92. doi 10.21601/ortadogutipdergisi.376703

13) Munck H, Jørgensen AW, Klug TE. Antibiotics for recurrent acute pharyngo-tonsillitis: systematic review. Eur J Clin Microbiol Infect Dis. 2018;37:1221-1230. [ Özet ]

14) Bird JH, Biggs TC, King EV. Controversies in the management of acute tonsillitis: an evidence-based review. Clin Otolaryngol. 2014;39(6):368-74.

15) Brook I. The role of anaerobic bacteria in tonsillitis. Int J Pediatr Otorhinolaryngol. 2005;69:9-19. [ Özet ]

16) Develioglu ON, Ipek HD, Bahar H, Can G, Kulekci M, Aygun G. Bacteriological evaluation of tonsillar microbial flora according to age and tonsillar size in recurrent tonsillitis. Eur Arch Otorhinolaryngol. 2014;271:1661-5. [ Özet ]

17) McGaghie WC, Issenberg SB, Cohen ER, Barsuk JH, Wayne DB. Does simulation-based medical education with deliberate practice yield better results than traditional clinical education? A meta-analytic comparative review of the evidence. Acad Med. 2011;86:706-11. [ Özet ]

18) Chen M, Ni C, Hu Y, Wang M, Liu L, Ji X, etal. Meta-analysis on the effectiveness of team-based learning on medical education in China. BMC Med Educ. 2018;10;18:77. [ Özet ]