KBB-Forum 2018 , Cilt 17 , Sayı 1

TARAMA ABR SONUÇLARINI ETKİLEYEN RİSK FAKTÖRLERİ

Dr. Ömer HIZLI, Dr. Cengiz SİVRİKAYA
Giresun Üniversitesi, Prof Dr. A. İlhan Özdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, KBB Kliniği, Giresun, Türkiye

Özet

Amaç: Çalışmamızın amacı tarama ABR testinden geçemeyen hastalarda yenidoğan işitme kaybı açısından risk oluşturabilecek faktörleri araştırarak tarama ABR sonuçlarıyla ilişkisini ortaya koymaktır.

Gereç ve Yöntemler: Odyoloji birimimizde transient evoked otoakustik emisyon testinden geçemediği ve/veya risk faktörü bulunduğu için tarama ABR yapılan 156 hasta dâhil edildi. Hastaların tıbbi anamnez kayıtları taranarak tarama ABR testinden geçemeyen 66 hastanın doğum haftaları, doğum ağırlıkları, yoğun bakım tedavisi, yenidoğan sarılığı, fototerapi gerektiren sarılık, baş boyun anomalisi, ebeveyn akrabalığı ve ailede konjenital işitme kaybı bulunma oranları kaydedildi. Veriler kontrol grubu olarak çalışmaya dâhil edilen, tarama ABR testinden geçen 90 hastanın aynı verileri ile karşılaştırıldı.

Bulgular: Tarama ABR testini geçemeyen grubun doğum zamanı kontrol grubuna göre anlamlı derecede erken (sırasıyla, 38.1 ±2.6 ve 39.25 ±1.4 hafta) (p=0.002), ortalama doğum ağırlıkları anlamlı derecede düşük bulundu (sırasıyla 3031.7 ±648 ve 3434.82 ±211 gr.) (p<0.001). Ayrıca yoğun bakım tedavisi alma oranları da istatistiksel anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.005, X2=7.807). Tarama ABR testinden geçemeyen hastalarda yenidoğan sarılığı görülme oranı ve fototerapi gerektiren sarılık görülme oranı yüksek olsa da bu fark istatistiksel anlamlı değildi (p=0.49, p=0.65).

Sonuç: Düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve postnatal yoğun bakım tedavisi alma, tarama ABR sonuçları ile en çok ilişkili risk faktörleri olup, yenidoğan işitme kaybı için yüksek risk oluşturduğu söylenebilir. Bu risk faktörlerine sahip hastalarda yenidoğan işitme kaybının erken tanı ve tedavisi açısından dikkatli olunmalıdır.

Giriş

İşitme kayıpları doğumda en sık görülen bozukluklardan biri olup tüm yenidoğanlarda 1-3/1000 gibi yüksek bir oranda görüldüğü bildirilmiştir [1]. Yenidoğan işitme kayıplarının erken tanınması ve tedavisi, konuşma gecikmesinin önlenmesi, psikososyal iletişimin sağlanması ve bireyin topluma kazandırılması açısından önem arz etmektedir. İşitme kayıplarının erken tanınması için öncelikle otoakustik emisyon (OAE) testlerinin uygulanması, OAE testlerinden geçemeyen infantlarda işitsel beyinsapı cevapları (ABR) testi yapılması literatürde önerilmiş olsa da, [2] ABR ülkemizde ilk tarama testi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Literatürde yenidoğan işitme kayıpları için risk faktörü olarak 2 günden fazla postnatal yoğun bakım tedavisi almış olmak, konjenital enfeksiyonlar, ailede konjenital işitme kaybı varlığı, ebeveyn akrabalığı, fetal alkol sendromu ve hiperbilirubinemi tanımlanmıştır [2,3]. Maternal faktörlerle OAE testleri arasındaki ilişki daha önce incelenmiş olsa da [4], bu risk faktörleri ile tarama ABR sonuçları arasındaki ilişkiyi araştıran çalışma sayısı azdır [5]. Bu çalışmanın amacı tarama ABR testinden geçemeyen hastalarda yenidoğan işitme kaybı açısından risk oluşturabilecek faktörleri araştırarak bu risk faktörlerinin tarama ABR sonuçlarıyla ilişkisini ortaya koymaktır.

Yöntem ve Gereçler

Retrospektif karakterdeki bu çalışmamız Dünya Tıp Birliği Helsinki Bildirgesi’ne uygun olarak planlandı. Ocak 2011- Aralık 2017 tarihleri arasında TEOAE testinden geçemediği ve/veya yenidoğan işitme kaybı açısından risk faktörüne sahip olduğu için odyoloji birimimize sevk edilen ve tarama ABR yapılan 156 hasta dâhil edildi. Tüm hastaların tarama ABR testleri gürültü ağırlıklı ortalama bulma ve kalıp eşleştirme metotlarıyla değerlendirme yaparak ‘kaldı’ ve ‘geçti’ şeklinde sonuç veren Madsen Accuscreen Otometrics® cihazı kullanılarak yapıldı. Bu cihaz 30, 35, 40 ve 45 dB şiddetlerinde, saniyede 78-82 adet sinyal verebilen, 1-99 kΩempedans test aralığına sahip olup 12 kΩaltındaki empedans değerlerini geçerli kabul eden, testten önce ve test boyunca empedans kontrolü yapan ve tek kullanımlık hidrojel elektrotlara sahip olan bir cihazdı. Bu testlerin sonucuna göre en az bir kulağı için ‘kaldı’ çıktısı alınan 66 hasta tarama ABR testinden geçemeyen hastalar grubuna dâhil edilirken, her iki kulağı için ‘geçti’ çıktısı alınan 90 hasta ise kontrol grubu olarak çalışmaya dâhil edildi. Hastaların tıbbi anamnez kayıtları retrospektif olarak incelenerek doğum haftaları, doğum ağırlıkları, yenidoğan yoğun bakım tedavisi alıp almadıkları, yenidoğan sarılığı geçirip geçirmedikleri, fototerapi alıp almadıkları, ebeveyn akrabalığı olup olmadığı, ailede konjenital işitme kaybı varlığı ve baş boyun iskelet anomalisi varlığı kaydedildi.

İstatistiksel Analiz
Hastaların doğum haftası ve doğum ağırlığı değerleri ortalama+ SD (min-maks) olarak verildi. Yoğun bakım tedavisi alma, yenidoğan sarılığı geçirme, fototerapi alma, ailede konjenital işitme kaybı varlığı ve baş- boyun iskelet anomalisi varlığı oranları yüzde (%) olarak verildi. Kolmogorov- Smirnov testi kullanılarak doğum haftası ve doğum ağırlığı verilerinin normal dağılıma uymadığı saptandı. Ortalama doğum haftası ve doğum ağırlıklarının karşılaştırılmasında Mann- Whitney U testi kullanıldı. İkili verilerin test edilmesi için Ki-kare testi kullanıldı. Tüm istatistiksel analizler SPSS 16 for Windows, Chicago, USA yazılımı kullanılarak yapıldı. P değeri 0.05’ten küçük olduğunda anlamlı kabul edildi.

Bulgular

Tarama ABR testinden geçemeyen 66 hastanın doğum haftası ortalaması 38.1 ±2.6 (26- 43) hafta iken kontrol grubunun doğum haftası ortalaması 39.25 ±1.4 (29- 41) hafta olarak bulundu. ABR testinden geçemeyen hastalarda doğum zamanı kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı derecede erken bulundu (p=0.002). Testi geçemeyen hastaların doğum ağırlığı ortalaması 3031.7 ±648 (1330- 4100) gr iken kontrol grubunun doğum ağırlığı ortalaması 3434.82 ±211 (2800- 3750) gr olarak bulundu. Tarama ABR testinden geçemeyen hastaların doğum ağırlıkları kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı derecede daha düşüktü (p<0.001).

Tablo 1 ‘de grupların doğum haftası ve doğum ağırlığı ortalamalarıyla beraber yenidoğan işitme kaybı risk faktörlerinin her iki grupta bulunma oranları verilmiştir. Tarama ABR testinden geçemeyen 66 hastanın 22 (%33.3) ’si yenidoğan yoğun bakımda tedavi görmüş hastalar iken kontrol grubundaki 90 hastanın 13 (%24.4)’ü yoğun bakıma alınmış hastalardı. Testi geçemeyen hastalarda yoğun bakım tedavisi alma oranı kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı derecede yüksekti (p=0.005, X2=7.807). Tarama ABR testinden geçemeyen hastalarda yenidoğan sarılığı görülme oranı ve fototerapi gerektiren sarılık görülme oranları yüksek olsa da bu fark istatistiksel anlamlı değildi (p=0.49, p=0.65). Tarama ABR testini geçemeyen grupta baş- boyun iskelet anomalisi görülme oranı ve ailede konjenital işitme kaybı bulunma oranı kontrol grubuna göre yüksek bulundu. Fakat iki grup arasında baş- boyun iskelet anomalisi varlığı, ebeveyn akrabalığı ve ailede konjenital işitme kaybı varlığı oranları açısından istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0.11, p=0.17, p=0.23).

Tablo 1: Tarama ABR sonuçlarını etkileyen risk faktörleri

Tartışma

Yenidoğan işitme taraması programı Türkiye’de 2004 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır [6]. Ayrıca, 2008 yılında Birleşik Devletler Koruyucu Hizmetler Görev Gücü (US PSTF) tarafından tüm yenidoğanlarda OAE ve/veya ABR testleri kullanılarak yapılması önerilen bir uygulamadır [2]. Yenidoğan işitme taraması programıyla, işitme kaybına erken müdahale edilerek dil gelişiminin sağlanması ve eğitimsel başarıya ulaşılması amaçlanmaktadır [2]. Türkiye’de yenidoğan işitme kaybı oranı 2,2 /1000 olarak bildirilmekte olup yenidoğan işitme taramasının tüm bebeklere yapılması önerilmektedir [6,7]. Risk faktörlerine sahip bebeklere ise ileri düzey odyolojik incelemeler önerildiği için çalışmamız bölgesel olarak risk faktörlerine yönelik bir çalışma olması açısından klinik bir öneme sahiptir.

En sık görülen konjenital bozukluklardan biri olan işitme kaybının görülme oranı 1-3/ 1000 [1] olup yenidoğan yoğun bakım bebeklerinde bu oranın arttığı bilinmektedir [6]. Bizim çalışmamızda tarama ABR testinden en çok etkilenen risk faktörünün yoğun bakım tedavisi olduğu bulunmuştur.

Çalışmamızda yenidoğan işitme kayıpları açısından risk oluşturabilecek birçok faktör incelenmiştir. Düşük doğum ağırlığı ve yoğun bakım tedavisi alma ile tarama ABR negatifliği arasında bulduğumuz ilişki literatürle uyumludur. Cristobal ve ark. 1500 gr. altında doğan infantlarda işitme kaybı riskinin yüksek olduğunun bildirmişlerdir [8]. Tarama ABR’den geçemeyen hasta grubumuzdaki 66 infantın yalnızca 3’ü 1700 gr. altında ağırlığa sahip olsa da, bulduğumuz anlamlı fark, doğum ağırlığı azalması ile yenidoğan işitme kaybı riskinin arttığını göstermektedir.

Çalışmamızda yenidoğan sarılığı ile işitme kaybı arasında anlamlı bir ilişki saptamadık. Fakat literatüre bakıldığında yenidoğan sarılığı ile işitme kaybı ilişkisi üzerine birçok çalışma görülmektedir. Amin ve ark. 34 haftanın üzerinde doğmuş infantlarda unkonjuge hiperbilirubineminin kronik işitsel ototoksisiteyle ilişkili olduğunu bildirmişlerdir [9]. Ayrıca patolojik hiperbilirubineminin beyin sapı fonksiyonlarında akut bir bozukluğa sebep olduğu belirtilmektedir [5]. Liu ve ark. yenidoğan sarılığı, enfeksiyonlar, asfiksi ve düşük doğum ağırlığının yenidoğan işitme kaybının majör etyolojik faktörü olduğunu belirtmişlerdir [10]. Hem hasta sayımızın azlığı, hem diğer risk faktörlerinin varlığı çalışmamızda sarılık ile işitme kaybı arasındaki ilişkiyi ortaya koyamamamızı açıklayabilir. Fakat unutulmamalıdır ki yenidoğan sarılığı, yenidoğan işitme kayıpları açısından önemli bir risk faktörü olup yenidoğan sarılığının tedavi edildiği hastalarda işitme kaybı oranının daha düşük olduğu belirtilmektedir [10,11].

Ebeveyn akrabalığı ile ilgili yapılan bir çalışmada İran toplumunda işitme kaybı ile ebeveyn akrabalığı arasında aşikâr bir ilişki olduğu bildirilmiştir [12]. Bizim çalışmamızda ise ebeveyn akrabalığı ile işitme kaybı arasında anlamlı bir ilişki yoktu. Risk faktörlerinin aynı ülkenin farklı bölgeleri içerisinde değiştiğini bildiren çalışmalar mevcuttur [13]. Buna göre, akraba evliliğinin %25 [14] oranında görüldüğü bir bölgede yapılmış olan çalışmamızda ebeveyn akrabalığı ile ilgili bulduğumuz sonuç şaşırtıcı değildir.

Çalışmamız, bazı kısıtlılıklar içermektedir. En önemli kısıtlılık hasta sayımızın azlığıdır. Çalışmamızda tarama ABR testinden geçen grup ile geçemeyen grup arasında yenidoğan işitme kayıpları için risk faktörleri arasında olduğu bildirilen kraniyofasiyal anomali varlığı açısından anlamlı bir fark bulamamamızın nedeni, hasta sayımızın, azlığı olabilir [7,15]. Çünkü tarama ABR testinden geçemeyen hastalardaki kraniyofasiyal anomali varlığı yüzdesi geçen gruba daha yüksek olmasına rağmen (sırasıyla % 7.6, %2.2), hasta sayımızın azlığı nedeniyle bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Ayrıca kraniofasiyal anomalilerde sıklıkla iletim ya da mikst tip işitme kaybı görülmekte olup, bu durumun tanısı kemik yolu ABR yapılmadan konulamadığından kraniyofasiyal anomali varlığı açısından anlamlı bir fark bulunamamış olması muhtemeldir. Bir diğer önemli risk faktörü olan ailede konjenital işitme kaybı varlığı da hasta sayılarının azlığı nedeniyle iki grup arasında istatistiksel anlamlı bulunmadı. Ayrıca literatürde konjenital enfeksiyonlar ve ototoksik ilaç kullanımı da yenidoğan işitme kayıpları için risk faktörü olarak bildirilmiştir [15]. Fakat bizim hastalarımızın anamnez kayıtları konjenital enfeksiyon varlığı ve ototoksik ilaç kullanımı ile ilgili veri içermiyordu. Bu yüzden bu risk faktörlerini araştıramadık.

Sonuç olarak, düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve postnatal yoğun bakım tedavisi alma, tarama ABR sonuçları ile en çok ilişkili risk faktörleri olup, yenidoğan işitme kaybı için yüksek risk oluşturduğu söylenebilir. Bu risk faktörlerine sahip hastalarda yenidoğan işitme kaybının erken tanı ve tedavisi açısından dikkatli olunmalı, gerektiğinde ileri düzey odyolojik incelemelere başvurulmalıdır.

MADDİ VE TEKNİK DESTEK- ÇIKAR ÇATIŞMASI
Çalışma için herhangi bir maddi veya teknik destek alınmamış olup, yazarlara ait herhangi bir çıkar çatışması söz konusu değildir.

Kaynaklar

1) Vohr BR, Moore PE, Tucker RJ. Impact of family health insurance and other environmental factors on universal hearing screen program effectiveness. J Perinatol 2002; 22: 380-385 [ Özet ].

2) US PSTF. Universal screening for hearing loss in newborns: US Preventive Services Task Force recommendation statement. Pediatrics 2008; 122: 143-148 [ Özet ].

3) Vos B, Senterre C, Lagasse R, SurdiScreen G, Leveque A. Newborn hearing screening programme in Belgium: a consensus recommendation on risk factors. BMC Pediatr 2015; 15: 160 [ Özet ].

4) Schwarz Y, Kaufman GN, Daniel SJ. Newborn hearing screening failure and maternal factors during pregnancy. Int J Pediatr Otorhinolaryngol 2017; 103: 65-70 [ Özet ].

5) Okhravi T, Tarvij Eslami S, Hushyar Ahmadi A, Nassirian H, Najibpour R. Evaluation of auditory brain stems evoked response in newborns with pathologic hyperbilirubinemia in mashhad, iran. Iran Red Crescent Med J 2015; 17: e18288 [ Özet ].

6) Bolat H, Genç A. Türkiye ulusal yenidoğan işitme taraması programı: Tarihçesi ve prensipleri. Turkiye Klinikleri Journal of ENT Special Topics 2012; 5: 11-14.

7) Özkurt FE, Özdoğan F. Yenidoğanlarda otoakustik emisyon işitme taraması sonuçlarımız. KBB Forum 2012; 11: 23-25. [ Tam Metin ]

8) Cristobal R, Oghalai JS. Hearing loss in children with very low birth weight: current review of epidemiology and pathophysiology. Archives of Disease in Childhood - Fetal and Neonatal Edition 2008; 93: F462-F468 [ Özet ].

9) Amin SB, Saluja S, Saili A, Orlando M, Wang H, Laroia N, Agarwal A. Chronic Auditory Toxicity in Late Preterm and Term Infants With Significant Hyperbilirubinemia. Pediatrics 2017; 140: [ Özet ].

10) Liu Z, Liu L. Hearing screening and diagnosis in a large sample of infants in Central China. J Med Screen 2013; 20: 21-26 [ Özet ].

11) Hulzebos CV, van Dommelen P, Verkerk PH, Dijk PH, Van Straaten HL. Evaluation of treatment thresholds for unconjugated hyperbilirubinemia in preterm infants: effects on serum bilirubin and on hearing loss? PLoS One 2013; 8: e62858 [ Özet ].

12) Ajallouyan M, Radfar S, Nouhi S, Tavallaie SA, Amirsalari S, Yousefi J, Hasanali Fard M. Consanguinity Among Parents of Iranian Deaf Children. Iran Red Crescent Med J 2016; 18: e22038 [ Özet ].

13) Konukseven O, Kaya S, Genc A, Muluk NB, Basar FS, Kirkim G, Tuncer U, Karatas E, Topcu C, Bolat H, Dincol I. Regional differences of Turkey in risk factors of newborn hearing loss. Int J Pediatr Otorhinolaryngol 2017; 102: 49-55 [ Özet ].

14) Şen Ş, Aksu H. Aydın İl Merkezindeki 15-49 Yaş Grubu Kadınlarda Akraba Evliliği Sıklığı ve Etkileyen Faktörler. Florence Nightingale Hemşirelik Dergisi 2015; 23: 126-135.

15) Joint Committee on Infant Hearing. 1994 position statement. ASHA 1994; 36: 38-41 [ Özet ].